Konuyu Oyla:
  • Toplam: 2 Oy - Ortalama: 5
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

[-]
Tags
vectör orhun abecesi göktürk türk alfabesi logosu

Türk, Göktürk, Orhun Abecesi, Alfabesi Logosu vectör
#1

[Linkleri görebilmek ve sitemizin ücretsiz içeriğinden faydalanabilmek için üye olmalısınız. Ücretsiz Üye Ol]
gokturkce_turk_2617.png
Göktürkler yani Göktürk Kağanlığı, 552-724 yılları arasında “Türk” adıyla kurulan ilk devlettir.
 
Türk ve öncesinde Türük sözcükleri ilk kez bu dönemde taşlara kazınmıştır (Orhun yazıtları) ve Thor, Odin gibi efsaneler ve “runik yazı” denen abece (alfabe) Göktürklerden ve inanışlarından çıkmıştır.
 
Göktürk yani “kök-Türk”lerde, tek tanrı inancı vardı ve “Tengri” ismiyle geçerdi. Gök-tengri. Yazıtlarda da mevcuttur.
 
Aslında bu döneme ait anlatılacak çok şey var; örneğin “il” adı verilen birimler (bugün Farsça olan şehir sözcüğünü tercih etsekte) Göktürklerden gelir.
 
Göktürk Alfabesi ya da Orhun Alfabesi, Göktürkler tarafından kullanılan alfabedir.
 
Göçebe bir yaşam süren Türklerin, yazıya olan gereksinimleri geç bir vakitte belirmiş gözükmektedir. Bilindiği kadarıyla Türklerin kullandığı ilk yazı sistemi olan ve Orhun Yazıtları'nda kullanılmasından ötürü Orhun Alfabesi olarak adlandırılan yazı sistemi ilk olarak (en azından var olan bulgulara göre) 6. yüzyılda kullanılmıştır. Burada önemli bir nokta bu alfabenin Orhun alfabesi olarak isimlendirilmesine karşın, Orhun Yazıtları'nın yazılıp, anıtsal nitelikte dikilmesinden iki yüzyıl önce Yenisey'deki anıtlarda kullanılmış olmasıdır. O halde akla, neden Yenisey Alfabesi adıyla literatüre girmediği sorusu gelir. Bu durum, adı geçen alfabenin son ve mükemmel biçimini Orhun'daki anıtlarda almış olmasından kaynaklanır. Gök Türkler, Uygurlar, Kırgızlar tarafından doğduğu coğrafyada kullanılan Orhun yazısı, bazı Türk boylarınca Avrupa'ya da taşınmıştır. Hatta 16. yüzyıla kadar Macaristan'da Sekeller arasında kullanıldığı bilinmektedir.

İlk yazıtların bulunuşu
Orhun Alfabesinden günümüze kalan en büyük kalıntılar olan, Göktürkler döneminde dikilen yazıtların çözülüp değerlendirilmeleri ancak 19. yüzyıl sonunda gerçekleşebilmiştir. Bu yazıtlardan ilk bulunanları Yenisey Irmağı boyundaki yazıtlardır. 1889'da ise Orhun yazıtları denilen iki büyük yazıt daha ortaya çıkarılmıştır. Bunların öteki yazıtlardan farklı olarak arka yüzlerinde Çince metinler bulunuyordu. Bu yazıtlar 1893'te Danimarkalı Türkolog Wilhelm Thomsen tarafından çözülmüş ve böylece, bu yazıtların Kültigin ve Bilge Kağan tarafından diktirilmiş oldukları, bu yazının Göktürklere özgü bir alfabe olduğu ve bu dilin de eski (öz) Türkçe'nin bir lehçesi olduğunu ortaya çıkarılmıştır. Günümüzde, gün geçtikçe Asya’da bu yazı sistemiyle yazılmış yeni Türk yazıtları ortaya çıkarılmakta ise de en tanınmış Türk yazıtları halen Orhun, Yenisey ve Yedisu’da keşfedilen yazıtlardır.

Kökeni
Orhun Alfabesindeki birçok harf diğer bütün alfabelerde olduğu gibi o milletin sık kullandığı resimlerden türetilmiştir. Örneğin Orhun Alfabesindeki → "y" harfi Türklerin hayatında önemli bir yer arz eden "yay" kelimesinden gelmektedir. → "oq" veya "ok" harfi de bildiğimiz "ok" kelimesinden türetilmiştir. → "ök" harfi de Kazım Mirşan'a göre eski Türkçe'de kullanılan "ök (keçi)" kelimesinden gelmektedir Kazım Mirşan bu harfin yatay şekilde yazılmış şekillerini de bulmuştur. Her ne kadar ortada Göktürk alfabesinin Soğdçadan geçtiğine dair bir kanıt yoksa da Pehlevi ailesi zamanında İran'daki ve çevre ülkedeki Türkleri etkilemek amacıyla bu sav desteklenmiştir.

Oluşturan Harfler
Orhun Alfabesi'nde 38 harf vardır (Orhun harflerinin prototipi olarak görülen Yenisey yazı sisteminde 150'den fazla işaret vardır. Bu işaretlerin elenerek Orhun Alfabesi'nde 38'e indirildiği görülüyor). Bu harflerin 4 tanesi ünlü, geriye kalan 34 tanesi ünsüz işaretleridir. Doğal olarak Türkçe'de bu kadar sessiz harf bulunmaz. Bu durumun nedeni Orhun Alfabesi'nde birçok sessiz harfin iki işaret ile gösterilmesidir. Somutlaştırılırsa,yanındaki vokalin kalın ya da ince oluşuna göre, "b,d,g,ğ,l,n,r,s,t,y" seslerini veren ikişer adet harf mevcuttur. Yani "bilge" sözcüğünü yazarken kullanılan "b" ile "bars" sözcüğünü yazarken kullanılan "b" birbirinden farklıdır. Ayrıca "ık,ok,nç,yn" gibi çift ses, çift ünsüz işaretleri de mevcuttur.

Sessiz harfler açısından kalabalık bir surette olan Orhun Alfabesi, Türkçenin 8 sesli harfine karşılık 4 harfe sahiptir. "a,e", "ı,i", "o,u", "ü,ö" sesleri birbirinden ayrılmadan kullanılır.
 
Orhun Anıtları ile dönemin öteki yazıtları arasında, hatta Orhun'daki yazıtlar arasında kullanılan harflerin biçimleri bakımından (özellikle Tonyukuk Anıtı'nda kullanılan yazıda) bazı farklılıklar vardır. Yine Tonyukuk Yazıtı'nda ötekilerde olmayan "baş" lologramı ile s, ş seslerini ünleyen kare biçiminde bir harf daha vardır.

Yazım
Orhun harfleri kullanılarak yazılan metinde (günümüzde kullandığımız Latin harfleriyle yazımda olduğu gibi) harfler bitişmez, ayrı yazılır.
 
Sözcükler, aralarına üst üste iki nokta koyulmak suretiyle birbirinden ayrı yazılır. Bunun dışında herhangi bir noktalama işareti yoktur. Yazı (Arap ve Fars alfabesindeki gibi) sağdan sola yazılır.
 
Orhun yazısında vokallerin çoğu kez yazılmadığı görülür. Yazılmayan vokaller kelime başında ve kelime sonunda olup (özellikle "a, e"), sondaki vokaller genellikle her zaman yazılır. Orhun yazısının konsonant imlâsı ise sağlam sayılır. Harf fazlalığına karşın önemli bir karışıklık ve karıştırma durumu görülmez. Ancak kalın ve ince konsonantın, bazı yerlerde birbirinin yerine kullanıldığı da görülür. Ayrıca "s" harfi birçok defa "ş" için de kullanılmış ve ayrıca birbirine benzediği için (tabii ki Orhun alfabesinde) bir iki sözcükte de "l" yerine "ş" ve "kalın s" yazılmıştır. 

Çağımızda kullanımı
İlk kez Orhun Yazıtlarında bulunmuş ve çözümlenmiş olduğu iddia edilen bu alfabe, Türkoloji ile uğraşanlarca sayısal ortama aktarılmış ve yazı tipleri oluşturulmuştur. Türkolog Mehmet Kömen tarafından da 'Türük Dil Yazısı Yazım Kuralları' adıyla da kitaplaştırılmış ve araştırmacıların bilgisayar ortamında yararlanabilmesi amacıyla da içeriğine CD eklenmiştir.
 
Bu aşamada var olan sorunlar ise tüm Türkoloji çalışması yapanların batı kökenli tez ile tüm Türk dünyası lehçelerini temel alan tezler ortak olarak buluşamadığı konularda vardır. Okunması ve tarihlenme biçimleri de bu tartışmalar kapsamındadır.
#2
İndirdim, teşekkürler..
Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular
Yazar
  /  
Son Yorum

Hızlı Menü:

Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi